Milton H. Erickson ve Laf Salatası Vakası

George beş yıldır bir akıl hastanesinde hastadır. Kimliği hiçbir zaman saptanamamıştır. 25 yaşındayken akıldışı davranışlar yüzünden polis tarafından alınıp akıl hastanesine getirilen basit bir yabancıdır. Bu beş yıl boyunca şunları söylemiştir “benim adım George”, “Günaydın”, ve “İyi akşamlar” fakat bunlar onun tek mantıklı söylemleriydi. Bunun dışında saptanabildiği kadarıyla devamlı tamamen anlamsız laf salataları söylüyordu. Bu laf salatası sesler, heceler, kelimeler ve tamamlanmamış ifadelerden oluşuyordu.

İlk üç yıl boyunca hastane koğuşunun önündeki bankta oturdu ve kapıdan giren herkese hevesle yerinden sıçrayarak anlamsız laf salatasını boşalttı. Bunun dışında sessizce oturup laf salatasını kendi kendine mırıldanırdı. Ondan akıllı cevaplar alabilmek için psikiyatristler, psikologlar, hemşireler, sosyal servis çalışanları, diğer personel ve hatta hastalar tarafından bile sayısız çaba harcandı. George sadece bir şekilde konuştu, laf salatasıyla. Ortalama üç yıl sonra koğuşa giren insanları bir laf salatası patlamasıyla karşılamaya devam etti fakat aradaki zamanlarda banka oturdu, ona yaklaşıldığında biraz depresif fakat bir yandan da öfkeli görünerek sinirle birkaç dakika laf salatasıyla konuştu. Yazar, Dr. Milton H. Erickson, hastane personeline George’nin altıncı yılında katıldı.

George’nin koğuş davranışıyla ilgili gerekli bilgiyi aldı. Ayrıca hastaların veya koğuş personelinin onunla konuşmadıkları sürece bankta laf salatasına geçmeden bahsetmeden oturabildikleri öğrenildi. Sahip olduğu bilgiyle terapötik bir plan tasarlandı. Bir sekreter George’nin koğuşa giren insanlara söylediği laf salatasını kaydetti. Bu kopyalar çalışıldı fakat bir anlam çıkarılamadı. Bu laf salatası George’nin kullanma ihtimali en düşük kelimelerle yeniden düzenlendi ve yazar George’nin kullandığı laf salatası kalıbına benzer fakat farklı kelimelerden oluşan bir kalıbı doğaçlama yapana kadar titizlikle çalışıldı. Sonra hastane koğuşuna yapılan tüm girişler yan tarafta George’ya biraz uzak olan bir kapıdan yapılmaya başlandı. Yazar bir saatlik süreye ulaşana kadar her gün biraz daha George’nin bankında sessize onun yanında oturmaya başladı. Sonra, bir sonraki oturumda, havadan bahsederken kendisini tanıttı. George bir cevap vermedi.

Bir hasta için telkin metni hazırlarken

Bir sonraki gün, kendini tanıtma işi George’a yöneltildi. George sinirli bir laf salatasıyla karşılık verdi. Yazar da özenle oluşturduğu laf salatasıyla nezaketle ona yanıt verdi. George şaşırmış göründü ve yazar konuşmayı bitirdiğinde meraklı bir tonlamayla biraz daha konuştu. Sanki cevap veriyormuş gibi, yazar biraz daha laf salatası yaptı. Yaklaşık yarım düzine karşılıklı cevaplamadan sonra George sessizliğe büründü ve yazar başka şeylerden bahsetmeye başladı. Bir sonraki gün her iki taraf da isimlerini kullanarak uygun bir selamlamayla karşıladılar birbirlerini. George yazarın nazikçe cevapladığı uzun bir laf salatasına başladı. George sessizliğe bürünüp yazar başka konulardan bahsedene kadar uzun ve kısa laf salatası sohbeti devam etti. Bu bir süre böyle gitti. Sonra George sabah selamlaşmasından sonra hiç durmadan dört saat kadar anlamsız söylemlerde bulundu. Bu yazarın yemeği kaçırmasına ve aynı şekilde iki saatlilk bir karşılık vermesine sebep oldu. George dikkatle dinledi ve iki saatlik cevaba iki saatlik bir cevap da kendisi verdi. (George’nin gün boyu zamanı takip ettiği fark edildi). Bir sonraki sabah George alışılmış selamlamasını yaptı fakat buna iki cümlelik bir saçmalık ekledi. Yazar da benzer uzunlukta bir saçmalıkla cevap verdi. George şöyle dedi

“Anlamlı konuş Doktor”
“Kesinlikle böyle konuşmaktan ben memnun olacağım. Soyadın ne?”
“O’Donovan. Artık birisibin nasıl sormayı bilmesi gerekiyordu. Burada geçirilen beş boktan yıldan sonra… (buna da bir veya iki cümlelik bir laf salatası eklendi).

Yazar cevap verdi “ismini öğrendiğime memnun oldum George. Beş yıl uzun bir zaman… ” (ve iki cümlelik bir laf salatası eklendi).

Devamı beklendiği gibi gelişti. Laf salatalarıyla süslenmiş uzun bir öykü alındı. Klinik gelişimi mükemmeldi. Hiç kelime salatalarından kurtulamadı fakat sonunda manasız gecelemeler olarak azaltıldı. Bir yıl içinde hastaneden ayrıldı, işe girdi ve gittikçe daha uzun aralıklarla hastaneye gelip devam eden gelişimiyle ilgili rapor verdi. Fakat değişmez bir şekilde aynısını yazardan da bekleyerek raporuna başlarken veya sonlandırırken laf salataları kullandı. Fakat ziyaretlerinde sık sık yaptığı gibi alaycı bir şekilde “hayatta birazcık saçmalık gibisi yoktur, değil mi doktor?” diyor ve buna da açıkça duyarlı bir onaylama bekliyor ve laf salatasıyla karşılığını alıyordu. Hastaneden çıktıktan sonra üç yıl boyunca tamamen tatmin edici bir uyum sağlama sürecinden sonra onunla temas koptu, sadece başka bir şehirden gelen neşeli bir kartpostal dışında. Bu uzak bir şehirdeki uyum sağlayışının kısa fakat tatmin edici özetini içeriyordu. Uygun bir şekilde imzalanmıştı fakat isminden sonra bir dizi karmaşık hece eklenmişti. Cevap yazmak için bir adres yoktu. Onun yeterli anlayışına göre bu ilişkiyi bitiriyordu.

Yukarıdaki vaka örneği bir hastanın kuşkusuz ciddi sorununu aynı seviyede karşılamanın aşırı uçtaki örneklerinden birisidir. İlk başta yazar diğerleri tarafından tenkit edilerek eleştirildi fakat hastanın açıklanamayan önemli ihtiyaçlarının karşılandığı açıkça görüldüğünde, ters bir yorum yapılmadı.

Çeviri: Hasan Arslan
Kaynak: Patterns of the Hypnotic Techniques of Milton Erickson, M.D., Vol. 1.

Hipnoterapi Eğitim Enstitüsü

HTI Hipnoz Eğitimleri

Reklamlar