Hipnoz ve Komplo Teorisi

Tıbbi açıdan bakıldığında, bir danışanın trans esnasında isteği dışında herhangi bir eyleme yönlendirilmesinin mümkün olup olmadığı sorusu, neredeyse hipnoz tarihi kadar eski.

Hipnozla İlgili İnsanların Zihninde Beliren Resimlerden Birisi
Hipnozla İlgili İnsanların Zihnindeki Klişelerden Birisi

Teorik olarak, telkin sonucu herhangi bir kişinin trans sonrasında herhangi bir davranışa yönlenmesi olağan dışıdır. Yalnızca birkaç yayımlanmış vaka, kişinin trans sonrası isteği dışında telkinlere olumlu cevap verdiğini gösteriyor. İlginç olan şu ki bu kişiler, aynı zamanda, genel bilinç durumlarında da kendi genel tutumlarının dışındaki eylemlere de ikna edilebiliyor. Bu tablo da, bizi bu ‘ikna edilebilirliğin’ karakter ve tutum yatkinligiyla ilgisinin olduğuna inandırıyor.
Aklın ve genel karakter tutumlarının dışında bir davranışın –kişinin iradesi ve onayı dışında- gerçekleşme ihtimaline, zihinsel süzgeç dediğimiz ‘analiz ve sentez’ yeteneğimiz  ışık tutuyor.

Her uyaranı değerlendiren önsezi yetisi, hipnotik telkinlere de ne kadar ciddiyet ve bağlılık ile karşılık verileceğine etki eder. Buna örnek olarak Cheek ve Le Cron’un bir koma seviyesi danışanını komadan çıkarabilmek için çeşitli ihtimallerden bahsettiği ve danışanın hiçbir reaksiyon vermediği bir seans hatırlanabilir. Bir çok başarısız girişim ve bir çok doktorun denemesi sonrası  danışanın kendiliğinden transtan çıktığında verdiği cevap, bu gizemli duruma açıklık getirir gibidir; danışan transta söylenen hiçbir sebebin doğru olmadığını hissettiğinden, kendisini transtan çıkarmadan orda kalmayı tercih etmiştir. Hipnotistin telkin gücü de, telkinin önemi de çok büyüktür, ama sonuca gidebilmek için telkinin danışanın zihinsel sürecinde değerlendirilmesi de – en az bu ikisi kadar- önemlidir.

Hipnozla İlgili Bir Başka Klişe
Hipnozla İlgili Bir Başka Klişe

Hipnoterapi, her ne kadar bilimsel ölçülebilirlikten uzakmış  ve tıp kesimi bu görüşü destekliyor gibi görünse de,  hipnoterapiyi deneysel çalışmalarında kullanan bir çok değerli terapist, alana katkıda bulunmuştur. Bunlardan en çarpıcı olanlarından biri de, kuşkusuz Lewis Wolberg’ün bizzat yürüttüğü bir ‘komplo teorisi’ deneyi olmuştur.  Somnambolistik bir seviyede iken, danışana gözünü açması ve dinlediği her şeyi yapması ile ilgili bir ‘şartlandırılmış reflex’ tekniği uygulamıştır. Danışan, gözlerini açtığında, kendisine birazdan insanlığa karşı kötü niyetli olan bir hekimin geleceğini,  niyetlerini gerçekleştirmesini engellemek içinse, bu hekimin ortadan kaldırılması gerektiğini söylemiştir. Birazdan ikram edilecek olan çayı danışan ikram edecektir, ve Wolberg’ün işaretlediği  zehir içeren iki şekeri misafir hekimin çayına koyacak ve insanlığa büyük bir hizmet edecektir. Her ne kadar tereddütü hak etse de, bu hekim yaptığı virüsle insanlığa zarar vereceğinden, danışan bu senaryoda bir ‘iyilik’ yapmaktadır.

Dr. WolbergTrans sonlandırılmış ve normal sohbete geçilmişken, beklenildiği gibi  Wolberg’ün bir hekim arkadaşı gelir, çay ikram edileceği zaman danışan gider ve işaretlenen şekerleri misafirin kupasına koyar. Beklenen olmayınca, Wolberg, danışanı bir kenara çekerek, şekerlerin içindeki  zehirin hekimi öldürmeye yetmediğini fark ettiğini söyleyerek, üzerinde ‘potasyum siyanit’ yazan bir kutuyu vererek bunu kupasındaki çaya  katmasını söylediğinde, danışan hemen transtan çıkar. Şekerlerin siyanit içermediğini bildiğinden, onları vermekte bir beis görmemiştir, ama üzerinde yazısıyla bir kutu verildiğinde, gerçek olma ihtimaline karşın, iradi bilincine geçmiştir.
Wolberg, bu deneyi ile, ehil ve otoriter hipnotistlerin bile, etki seviyesinin danışanın bilinçaltı seviyede izin verdiği ölçüde olduğunu göstermiştir. Buradan çıkarımla, hipnoterapinin, ehil ellerde işlendiğinde, zararlı etkileri olmayan bir sağaltım sistemini söylemek, yanlış olmaz.

Yazar: Psikolog Nergis Öksüz

HİPNOTERAPİST OLMAK İÇİN TIKLAYIN

Hipnoterapi Eğitimi Türkiye

HYPNOTHERAPY TRAINING INTERNATIONAL 

 

Reklamlar