Hipnoz ve Sağ Beyin İlişkisi (Hemisfer Teori)

Hipnoz olgusunu sibernetik teori açısından ele alıp onun ne olduğuna ilişkin bazı tespitlerde bulunmuştuk önceki yazımda. Şimdi ise hipnozun ne olduğu hususunda tamamlayıcı bir teoriden, sağ beyin hemisfer teorisinden, bahsetmeye çalışacağım. Kişisel olarak bu iki teorinin hipnozu büyük oranda tanımladığını düşünüyorum. 
Sağ beyin hemisfer teori hipnozun nöroanatomik açıdan sağ beyinle ilişkisine işaret eder. Bu yazıda geçen “hipnoz” kavramından trans hipnozunu kastettiğimi belirterek, bu ilişkiye basitçe değinmek istiyorum.

 İki beyin lobu,  300 milyon aksonal liften oluşmuş Korpus Kollosum ile birbirbirine bağlı beyin parçalarıdır. Beynin bu iki yarım küresi farklı kişiliklere, yazılımlara sahip iki farklı ünite olarak işbirliği içinde çalışır. Bu işbirliği aradaki Korpus Kollosum sayesinde gerçekleşir. Birbirini tamamlayan bu ünitelerden sağ beyni, bilinçaltı zihnin anatomik bir temsilcisi gibi; sol beyni ise bilinçli zihnin bir temsilcisi gibi görebiliriz.

1950’li yıllarda T.R. SARBİN’in ve ondan çok daha sonra Dr. T.BARBER’in araştırmaları bize hipnozun, sağ beyin hemisfer aktivitesi ile ilişkili olduğunu gösterdi. Ayrıca Dr. T. BARBER hayal gücü ile hipnotik transı ilişkilendirip bununla ilgili hayal gücü ölçeği geliştirmiştir. (CIS)

Özellike 1950’li yıllarda epilepsi hastaları için başlayan ayrık beyin ameliyatları ( iki beyin lobu arasında ki iletişimi sağlayan Korpus Kollosum’un cerrahi müdahale ile kesilmesi) bize sağ ve sol beynin birbirinden farklı olan uzmanlık alanlarını daha yakından anlama fırsatı sağladı. Bugün beyin loblarının işlev ve fonksiyonlarını anlamamızı büyük oranda bu cerrahi operasyonlara borçluyuz.

Yaratıcı beyin ve hipnozSağ yarım küre; yaratıcı, imgesel, hayali, tümevarımcı, sezgisel, kavramsal, bütünsel, keşifsel, empatik, sembolik bir karaktere sahipken. Sol yarım küre mantıksal, tümden gelimci, somut, organizer, detaycı, sistematik,objektif, gerçekçi, sıralı işleyen özelliklere sahiptir.Hipnoz başlangıçta sol beyin üzerinden hareket ediyor ve trans ilerledikçe sağ beyin aktivitesi daha baskın hale geliyor. Hipnozda beyin dalgalarının beta seviyesinde ki uyanıklık durumundan alfa dalga boyutuna geçişi seri bir şekilde olur. Hipnozun ilk seviyesi olan letarjik aşamaya bedensel gevşemeyle geçilebilir. Bu seviyede kişi sempatik sinir sisteminden parasempatik sinir sistemine geçiş yapmaya başlar. Zihinsel rahatlama arttıkça beyin dalgalarının titreşimleri seyrelir ve buna bağlı olarak sağ beynin işlevi ya da aktivasyonu da o oranda artar.

Harvard Üniversitesinde beyin araştırmaları yapan, bilim insanı nöroanatomist Dr. Jill Bolte TAYLOR’ın yaşadığı sıradışı felç tecrübesi ve sonrasında anlattıkları, o yıllarda, bir kez daha dikkatleri sağ beyne çekmişti. 1996 da beyninin sol yarım küresindeki bir kan damarının patlaması sonucu deneyimlediklerini TED platformunda paylaştı. Dr. J. B. TAYLOR o paylaşımının sonunda verdiği röportajda;

“İnanıyorum ki sağ yarı küremizin o içsel huzur devrelerini çalıştırmayı ne kadar çok seversek  dünyada da o kadar çok huzur ve barış yaşatacağız ve gezegenimiz çok daha huzurlu bir yer olacak” şeklinde düşüncelerini ifade etmiştir.

Bir nöroanatomist bilim insanı olarak Dr. J. B. TAYLOR bu felç esnasında; yaşadıklarını, beyninde olan bitenleri anlamaya çalışmıştır. O fizik dünya ile arasında ki ilişkinin nasıl hayali bir “gerçeğe” dönüştüğünü deneyimlemiş ve bundan keyif almıştır. Burada yaşanan durum özetle sol beynin önemli ölçüde bypassa uğraması sonucu sağ beynin baskın hale gelmesi ve bu durumun doktora yaşattıklarıdır.*
Hipnotik transta meydana  gelen fenomenlere baktığımızda sağ beyin hemisfer teorisinin geçerliliğini tespit edebiliyoruz. Zira bu fenomenlerin oluşmasında temel mekanizmanın, bilincin daha pasif bir konumda yer alarak hayal gücünün belirgin şekilde ön plana çıkması olduğunu görürüz. Hayal (tahayyül/imajinasyon) sağ beyin (bilinçaltı) aktivitesidir. Şimdi hipnotik fenomenleri konu alarak bu teoriyi destekleyen bazı bilimsel araştırmalara göz atalım.

Stephen Kosslyn deney
Prof. Dr. Stephen Kosslyn

Önce 2000 yılında Harvard Üniversitesi’nden Profesör  tarafından yapılan ve sonuçları American Journal of Psychiatry’de yayınlanan araştırmaya bakalım.

Bilim insanları seçtikleri sekiz kişiyi derin transa aldılar. Bu kişilere trans halindeyken siyah beyaz tonlarda dikdörtgenler gösterildi ve bunları renkli olarak görmeleri istendi. Bu sırada PET beyin taraması yapıldı. Trans hali dışında da aynı şekiller gösterildi ve dikdörtgenlerin renkli olduğunu hayal etmeleri istendi. Normal durumdayken, yani sadece hayal ettiklerinde beyinlerinin yalnızca sağ tarafı aktif hale geldi. Oysa trans durumundayken renkli görmeleri istendiğinde, tıpkı gerçekten renkli şeyler görüldüğünde olduğu gibi beynin her iki tarafı da aktif hale geldi.
Bir diğer önemli araştırma ise Kolombiya Üniversitesi’nden Dr. Amir RAZ’ın PNAS dergisinde yayımlanan araştırmadır. Bu deney sol beyin yarım küresinin konuşma, kelimeleri tanıma gibi görevlerde baskın taraf olduğunu düşündüğümüzde sonuçları açısından ilginçtir.
Bu deneyde insanlar hipnoz altında, telkinlerin ardından, anadillerindeki kelimeleri anlamsız kelimeler olarak görmeye başladı. Derin transa giren insanlar günlük, sıradan kelimelere mana veremedi.

Trans geliştikçe sağ lobun deneyimlediklerini sol lob deneyimlemeye başlıyor. Bir anlamda sağ tarafın deneyimlediği, sol tarafın “gerçekliği” haline geliyor. Hipnozun tüm duyuları maniple edebileceği MESMER’den itibaren bilinen bir husustur.
Bu araştırmalar sağ beyin üzerinden sol beynin programlanabildiğini gösterir ki işte burada hipnozun işlevi, amacı ortaya çıkar. İnsanları amaçları, hedefleri, performansları, yaşadıkları duygusal sorunları çerçevesinde olumlu yönde programlamanın yoludur hipnoz. Sinir sisteminin programlı ve otomatik çalışan bir yapı olduğunu hatırlayalım. 
Kişisel olarak, Dr. J. B. TAYLOR’ın yukarıda bahsettiği “içsel huzur devreleri” nin  bu mekanizmaların çalıştırılmasından geçtiğini düşünüyorum.
Sonuç olarak sibernetik teori, hipnozu sistem teorisi açısından ele alırken hemisfer teori aynı perspektiften, hipnozu (programlamayı) nöroanatomik açıdan ele alıp tanımlayarak çok tamamlayıcı bir rol oynar.
* Dr. J. B. TAYLOR’ın TED konuşması linki: http://www.youtube.com/watch?v=sTJexEDyfiE

Tayfun Şahin

Hipnoterapist
www.hipnotelkin.com

HİPNOTERAPİ EĞİTİMLERİMİZE KATILIN

Hipnoterapi Eğitimi Türkiye

HYPNOTHERAPY TRAINING INTERNATIONAL – UK

Reklamlar