Yeme Bozukluğundan Modelliğe – Bir İyileşme Hikayesi

24 yaşındaki Mellissa Laycy hipnoterapi ona çare olana kadar yaşamı boyunca anoreksiya ve bulimiyayla boğuştu.

Omuzlarımı geriye iterek Londralı yetenek avcısına en iyi duruşumu sergiledim. Bu duruşu ayna karşısında haftalarca çalışmıştım. “Yağları erittikten sonra gel” dedi parmağını şıklatarak.

Yüzümdeki gülümseme kayboldu. Yağlar? diye mırıldandım.

“Umutsuzluğa kapılma” diyrek yatıştırdı 54 yaşındaki annem. 13 Yaşındaydım ve yaşıma göre uzundum. 1.75 boya ve 36 bedene sahiptim. İnsanlar sık sık bana modellik yapmamı söylüyorlardı. Cezbedici bir yaşam gibi görünüyordu ve ben de moda endüstrisine girmek için can atıyordum. Ve şimdi tüm umutlarım yıkılmıştı!

Hants, Petersfield’deki o kadının sözleri kafamda yankılandı. Sadece tek bir çaresi var bunun diye düşündüm. Dergilerdeki iskelet görünümlü modellerin resimlerini kestim ve zayıflamama ilham versin diye onları aynama yapıştırdım. Kalori alımımı azalttım, günde sadece 600 kaloriyle sınırladım. Sınırı geçmediğimden eminolmak için bir defter tutarak kahve ve diyet içecekleriyle midemi doldurdum. Tuvalete yemeğimi dökmeden önce anneme “akşam yemeğimi odamda yiyeceğim” dedim.

Sanki birşeyler yemişim gibi görünsün diye tabağın üzerine ekmek kızartma makinesinden kırıntılar serpmek, tereyağının içinde kullanılmış bir bıçak bırakmak gibi bazı numaralar öğrendim. Yiyecekleri paçalarıma sakladım veya masanın altındaki köğeğe verdim. Egzersiz yapmak da bir takıntı haline geldi. Her sabah okuldan önce koşardım ve öğlen arasında da spor sahasında turlardım. “Kilo veriyorsun” diyen arkadaşlarım bana güçlü bir tatmin duygusu yaşatıyordu.

Kalça kemiklerim biraz daha belirgin olsun diye bacaklarımın arasında bir boşluk yaratmak istedim. “Çok zayıflıyorsun” dedi annem fakat umursamadım. Okuldaki öğretmenlerim öğlen yemeklerinde beni seyretmeye başladılar ve özel hayatım ihlal ediliyormuş gibi hissettim.

Hiçkimsenin ben ve kilo vermem arsına girmesine izin veremezdim. Yaklaşık bir yıl kadar sonra okul formam üzerimden düşüyordu. İltifatlar bitmişti ve şimdi 72 yaşında olan babam David de annem kadar endişeleniyordu.

15 yaşına geldiğimde boyum 1.80’di fakat 46 kiloydum.

O kadar güçten düşmüştüm ki bir gün teneffüste kendimden geçtim. Yattığımda kemiklerim ağrıyordu ve bu yüzden uyuyamıyordum. Saçlarım kırılmaya ve dökülmeye başladı. Sürekli üşüyordum ve yüzümde tüyler çıkmaya başlamıştı. Adet kanamalarım durdu. Annem “kendine zarar veriyorsun” diye ağlıyordu. Ama umursamadım. Kilo verdiğim sürece…

Sonunda 16 yaşında doktor bana anoreksiya tanısı koydu ve Londra, Roehampton’daki The Priory hastanesinde ayakta tedavi edilen hastalardan biri oldum. 32 beden olmuştum ve 46 kiloydum. Daha iyi olmaya odaklanmak yerine kendimi diğer hastalarla karşılaştırmaya başladım. “Hepsi ne kadar da zayıf” diye düşündüm, kıskanarak. “Benim çok şişman olduğumu düşünüyor olmalılıar.” Danışmanlık aldım ama pek bir işe yaramadı. O sıralarokulu bitirip evden ayrılarak bir tiyatro okuluna gittim.

Eve olan özlemimden biraz rahatlamak için yemeye başladım fakat kilo almamaya çalıştığımdan hepsini kustum. Yıllardır yemediğim dondurma, çikolata ve her tür abur cuburu yemeye başlarım ve yer yemez çıkardım.

Bir yeme bozukluğunu bir başkasıyla değiştirerek depresyona yenildim fakat ordan nasıl çıkacağımı bilmiyordum.

Bir gün kan kusmaya başladım. O gün bunun sona ermesi gerektiğini biliyordum. Telefonda ağlayarak “anne, yardıma ihtiyacım var” dedim. Southampton’daki bir rehabilitasyon merkezinde randevu ayarladı, böylece eve daha yakın olacaktım. Hemşireler şahin gibi beni izleyerek günde üç öğün yemek yemeye zorladılar. Odamdaki tuvaletin kapısı kilitli tutuluyordu ve ben tuvalete girdiğimde bir hemşire dışarıdan beni dinliyordu. Cehennem gibiydi fakat altı ay sonra daha iyiydim. Sağlıklı besleniyordum ve 63 kiloydum.

Fakat sadece semptomlar tedavi edilmişti, sebebi değil.

Ve yeniden delicesine yiyor ve çıkarıyordum. 2007’nin başlarında dergide Dominic Knight adında bir hipnoterapistin yeme bozukluklarını iyileştirdiğine dair reklamını gördüm. İlgimi çekmişti. Aradım ve randevu aldım. Hipnozdayken Dominic yeme bozukluklarım olmadan nasıl başa çıktığımı hatırlamamı sağladı. NLP de kullanarak içimde değişmeye yönelik bir arzu ve kendini adama duygusu oluşturdu. Üç seans bana 1800 TL’ye malolmuştu. Tuzlu, evet fakat her kuruşuna değerdi!

İçimde fiziksel bir değişim hissettim ve yeme bozukluklarımın geçmişte kaldığını biliyordum. Yiyecek artık düşmanım değildi. Sonrasında hastalanmadan sağlıklı yemekler pişirmekten ve yeni lezzetler denemekten keyif almaya başladım.

Bir yıl sonra bir dergide normal ölçülere sahip bir manken gördüm. Bunu yapabilirim diye içimden geçirdim. Yeni budluğum kendime güvenimle Hughes Models 12+ ile iletişim kurdum. “Bu sektörde çok iş yapacaksınız” dediler bana. O zamandan beri Evans için çalışıyorum, devamlı kapaklarda çıkan bir yüz oldum ve Kanal 4’te How to Look Good Naked programına çıktım.

Bir genç kız olarak manken ajanslarının beni reddetmesi neredeyse beni mahvetmişti. Şimdi 74 kilo olarak başarılı bir mankenim ve daha mutlu olamazdım. Güzel olmak için zayıf olmaları gerektiğine inanan birçok kız olduğunu düşünmek beni üzüyor. İnsanların “Yeme bozukluklarının aşılabileceğini” bilmelerini istiyorum. Ben bunun kanıtıyım.

Melissa’yı iyileştirenve bir Klinik Hipnoterapist ve NLP Master’i olan Dominic Knight şöyle söylüyor: Melissa benimle iletişim kurduğunda ona yardımcı olabileceğimden emindim. Çok fazla metodu denemiş olduğundan artık şüpheliydi fakat onun bir yeme bozukluğuyla doğmadığı fikrinden yola çıkarak çalışmaya başladım.

Onun yiyeceklerle olan ilişkisini yorumlaması bir alışkanlığa dönüşmüştü ve her alışkanlık döngüsü kırılabilir.

Kaynak: The Mirror Gazetesi, 6 Mayıs 2012.

Çeviri: Psk. Hasan Arslan

İNGİLTERE’DEN SERTİFİKALI HİPNOTERAPİST OLUN

Hipnozla kilo ver

Reklamlar